Sevgi Yolu 2

Cuma, Temmuz 11, 2008 · Kategori: Dumduz yazilarim


İlk sınavı çiçek bahçemde…

Güzellikleri yaşamak için, nasıl emek vermek gerektiğini gösteriyorum ona… Hayran hayran bakınıyor etrafına, beğendiği aşikar...Ve onca emeğime rağmen kuruyan bir saksıyı da göstermeyi ihmal etmiyorum… Anlar gibi gözleri… Hatta kuruyan çiçek saksısına  kızgın kızgın bakıyor gibi, kuruyup beni üzdüğü için…Görünmez eller hissediyorum yine sırtımı sıvazlayan, kol  kanat geren… Sanki yüreği de yüreğimin yanıbaşında… Zaten böyle olmasa gösterir miydim çiçek bahçemi ona, anlatır mıydım bu anlattıklarımı!

Anlasın istiyorum, benim çiçek bahçem gönül bahçemdir! Anlattıklarım, insana, dünyaya, sevgiye bakışımdır… Anlar umuduyla anlattıkça anlatıyorum… Dinliyor, gözleri bile nemlendi bir ara, hissettirmedim gördüğümü, ama hoşuma gitti…

Aslında şanslı!
Bahçeyi görmeden, Rambo’nun sınavından geçmesi gerekiyordu esasında önce… Zarar verecek kimseyi yaklaştırmazdı Rambo yanıma…  Çok zekiydi, içgüdüleri acaip güçlüydü… Her zaman derdim; “ Yanıma yaklaşacak olan, önce Rambo’nun sınavından geçecek, önce ona sevdirecek kendini! ” diye, yarı şaka yarı ciddi… Ama çok bilmiş, vicdansız belediye ekipleri zehirleyince- boynunda tasması olduğu halde - minik köpeciğimi, sınavın asıl zorlu etabını otomatikman geçmiş oldu, ama o bundan habersiz tabii.

“Ne çiçeğiydi bu?” diye sordu… Ben de;
“Niye?” diye sordum…
“Hiiiççç, öylesine, merak ettim “ dedi…
“Küpeli! Çok ihtimam gösterdim, çok emek verdim aslında, annem de çok severdi, çocukluğumda, ağaç gibileri vardı bunların bizde…Benimki de çok güzel gelişiyordu, ama dallarını saran bitleri bir türlü engelleyemedim, en sonunda da bu hale geldi... Bazen emek de versen olmayabiliyor işte... ”
Sesimdeki engelleyemediğim kırıklığı da mı fark etti! Ne kadar şefkatli bakıyor gözleri!

Çaylarımız soğumuş bu arada,  tazelememi istemedi, ancak yetişirim deniz otobüsüne diyerek kalktı.
“Ne getireyim sana İstanbul’dan ?” dedi,
“Havasını! ” dedim ben de, güldü, sonra da;
“Ne renkti? “ dedi,
“Ne? " dedim,
“ Küpeli çiçek ne renkti? " dedi…
Takıntılı mı derler böylesine, fikr-i sabit mi derler, diye düşünceler hızla geçiyor beynimden…
“Açmamıştı daha, ama kırmızı-beyaz olması lazımdı “ dedim, gitti...

***
Kocaman, üzeri pıtırak gibi kırmızı-beyaz çiçeklerle  dolu bir saksı  küpeli  ile birbirimize bakışıyoruz… Az önce getirdiler…
Adıma yollanmış, zor taşıdı çocuklar bahçeye kadar…

Keşke Küçük Prens’ i okumasaydım o zamanlar, keşke sevmenin emek vermekle bu kadar ilintili olduğunu anlayıp, küçük prens gibi sevmeyi öğrenmeseydim ve  onun gibi sevmeyi yakıştırmasaydım kendime!
Bu kocaman, başkalarının sadece ticari amaçla ( yani büyük ihtimalle) yetiştirdiği  çiçeği,  kuruyup giden, kurumadan önce de aslında hiç bu kadar güzel olmayan, kendi cılız küpelimin yerine koyar, nasıl da beni düşünüyor der, oh, keyfime de bakardım!
Ama okudum işte!
Ve okuduğum bir masal, şimdi benim hayatımı yönlendiriyor!

Nasıl olur da,  bu kadar beni anladığını sandığım biri, beni bu kadar anlamamış olabilir!

Nasıl olur da, bu hazır, lop diye gelen çiçeği, sadece güzel diye, kendi küpelimin yerine koymamı bekleyebilir?

Para her şey mi demek istiyor? Paramın gücü her şeyi alır mı demek istiyor? Paramla seni de alırım mı demek istiyor! 

Veremedi sınavı işte, takıldı süzgece, sınıfta kaldı yani…

Yine... 

Offf…

Yoruldum…

Ben böyle düşünmek istemiyorum, bunları isteyerek düşünmüyorum ki!

Bir çıkış Allahım!

Bu kadar yanılmış olamam…

***

s ®






Not: Bu yazı, çok minik gerçekler içerse de, bütünü itibarı ile kurgudur...

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır

Yazan:yüreğimden | Tarih: 2008-09-27 14:33:56
Konu: sevgi yolu

yürek hisseder dil susar seviyorum demek değildir onu yüreğinde yaşatabilmektir sevmek .sevgilerimle pınar

Bağlantı » »

« Önceki :: Sonraki »

Ücretsiz Online Ziyaretçi Sayacı
http://www.wwf.org.tr Feedjit Live Blog Stats
Türkiye Çanakkale Okuyor.