ALDANMAK!
Çarşamba, Hazirane 20, 2007 · Kategori: Dumduz yazilarim

Arkadaşımla akşam yürüyüşümü yapmış eve dönüyordum. Ondan ayrılıp kendi evimizin yoluna sapalı daha 5 dakika bile olmamış,tek başıma yürümenin de zevkini çıkarıyordum ki, tam yolun ortasında bir kalabalık dikkatimi cekti. Tamam, mahalle arası tenha bir yol, trafik pek olmaz, ama yine de yolun ortasındaki bu insanlar pek normal değil! Yaklaşınca yerde yatan onu gördüm. Birilerinin yardımıyla kenara taşınıp, oturtuldu, birileri kolonyo buldu vs…Ağlamak ve konuşmak arası bir sesle, bir ilaç ismi söylüyor, yardım istiyordu. Çok olsa 20’li yaşlarda bir delikanlı, ama ezilmişliği o kadar belli ki! Burası ona gurbetmiş, Türkiye’nin bir başka yerlerinden iş bulmak için kalkıp gelmiş buralara ( bura da da iş kaynıyor ya!)... Evliymiş, bir bebekleri varmış…Anlatıyor, hep ağlamaklı…Ama ben gözlerini gördüm, orada kaldım…Bir şey vardı gözlerinde, bilmiyorum nerden bir tanıdıklık sanki.! İşin enteresan tarafı, o çaresiz bakışların ardında bir rol sezinliyorum. His tabii yalnızca! Ya da şöyle söyleyeyim; çaresizliğini hissediyorum, fakat bu bana anlattığı olayların çaresizliği gibi gelmiyor nedense!... Ama gerçekten de gözleri çok acı, sözleri çok acı…Bir an bile empati yapıp onun yerinde olmak istemiyorum. Herkes izliyor sadece...sadece izliyorlar... O kadar insanın içinden, benim gözlerime bakıp; "abla "diyor , "bana yardım et abla!" Ya da, bana öyle geliyor! Mahallenin ileri gelenlerinden bir amca ileri çıkıyor, muhtarın yanına gidecekler, akşam namazından çıkanlardan, Allah rızası için yardım toplanacak…Ellerim eşofmanımın ceplerini yokluyor, sözü edilmeyecek bir meblağı amcaya emanet ediyorum, bunu da katarsınız diğerlerinin arasına diye…Ve gidiyorlar, ama gözleri gözümden , sesi kulaklarımdan gitmiyor, bir el de yüreğimi sıkıyor. Az önceki keyfimden eser kalmadı, az yeme planlarıma da gerek kalmadı, hiç iştahım kalmadı…
Aradan birkaç gün geçti, yine yürüyüşten dönüyoruz, o civarlarda bir yerde, arkadaşımın eski iş arkadaşı bir beyle karşılaştık. Ayaküstü nasılsın-iyi misin muhabbetinden sonra , bana dönerek , sizin yardım etmeye çalıştığınız kişi pek de doğru söylemiyormuş galiba, dedi. O gün o da kalabalıkların arasındaymış, ama ben fark etmemişim, o beni tanımış, biraz da ön saflarda rol aldığımdan olacak! Kalbimi o günden beri sıkan o el gevşedi birden, rahatladım! Daha önce okuduğum bir hikayedeki anlatılmak istenen bir duyguyu yaşadım ve anlatılmak istenileni daha iyi anladım. Ve bir de arada bir beni yoklayan “rol yapıyor” hissinin yersiz olmadığının da bir nevi teyidi ya bu haber!… Yani aldanmış olsam da, aldanmış olduğum durumun gerçek olmadığını öğrenmek, aldanmış olmanın üzüntüsünü sevince çevirecek denli güzel bir durum diye düşünüyorum!
Hikayenin kahramanı da bunu anlatmaya çalışıyordu…Peki ya ben , ben anlatabildim mi? Anlatamadı isem de, yazmak iyi geldi...
s®





